1. Haberler
  2. GÜNDEM
  3. “Çocuk İzleme Merkezleri kurulmalı”

“Çocuk İzleme Merkezleri kurulmalı”

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala


Avukat Aslı Murat, KAYAD’ın başlattığı “Sana İnanıyorum” kampanyasının ardından kamuoyuyla paylaştığı açıklamada, cinsel şiddet vakalarında mağdurların desteklenmesinin önemine dikkat çekerek, çocukların korunmasına yönelik yapısal reformların gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Murat, kampanyanın ardından N.B.’ye yönelik cinsel istismar iddialarıyla ilgili başka çocukların da benzer iddialarla başvurmasının, mağdurların kendilerine inanılacağını hissettiklerinde konuşabildiklerini gösterdiğini ifade etti.

Aslı Murat’ın paylaşımı şöyle:

“Sana İnanıyorum.”

Bazen sadece iki kelime, yıllardır susan insanların konuşabilmesini sağlar.

KAYAD’ın başlattığı “Sana İnanıyorum” kampanyasının ardından, N. B’ye yönelik cinsel istismar iddiaları ile ilgili başka çocukların da benzer iddialar ile başvurması bunun en somut örneklerinden biri oldu.

Cinsel şiddet istisna değil, yapısal bir insan hakları ihlalidir. Ve görünmez kılındıkça büyür.

Bu bize çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Cinsel şiddet suçlarının en büyük sorunu çoğu zaman yalnızca suçun işlenmesi değil, görünmez kalmasıdır.

Dünya verileri de bunu söylüyor. Cinsel şiddet, en az bildirilen suç türlerinden biri. Suça maruz kalanların önemli bir kısmı korktukları, suçlanacaklarını düşündükleri, damgalanmaktan çekindikleri ya da kendilerine inanılmayacağını hissettikleri için sessiz kalıyor.

“Sana inanıyorum” demek ise peşinen birini suçlu ilan etmek değildir. Bu söz, mağdurun sesini ciddiye almak, onu güvenle dinlemek ve iddiaların etkili, bağımsız ve adil bir şekilde soruşturulmasını sağlamak demektir. Hukukun görevi de tam olarak budur.

Ancak konu çocuklar olduğunda sorumluluğumuz çok daha büyüktür.

Bir çocuk istismara uğradığında, yaşadığı travmayı adalet sistemi yeniden üretmemelidir.

Defalarca ifade vermek zorunda bırakılmamalı, farklı kurumlarda aynı olayı tekrar tekrar anlatmamalı, suçlanan kişi kendisi olmamalıdır.

Çocuğu koruması gereken sistem, ona ikinci bir travma yaşatmamalıdır.

Tam da bu nedenle vakit kaybetmeksizin Çocuk İzlem Merkezi’nin (ÇİM) hayata geçirilmesi gerekir. Ancak bununla da sınırlı değil. Polis, savcılık ve mahkemelerin çocuk dostu bir yapıya kavuşturulması, sosyal hizmetlerin güçlendirilmesi ve çocukların kendi haklarını öğrenebilecekleri derslerin müfredata dahil edilmesi artık bir tercih değil, devletin yerine getirmesi gereken temel yükümlülüklerdir.

Ne yazık ki bu süreçte bölge polisinde yaşandığı iddia edilen sorunlarla farklı vakalarda da karşılaşabiliyoruz. Elbette bu, tüm polis teşkilatını zan altında bırakmak anlamına gelmez. Görevini büyük bir hassasiyetle yapan çok sayıda polis mensubu var.

Ancak esas olan, her çocuğun nerede olursa olsun aynı standartta, hak temelli ve çocuk dostu bir yaklaşımla korunabilmesidir. Çünkü adalet, kişiye göre değil ilkeye göre işlemelidir. Bunu uzmanlaşmış bir polis birimi (Çocuk Polisi) ile daha etkili yapmak mümkün.

Bu olayın bir diğer önemli boyutu ise, hakkında ciddi iddialar bulunan kişinin adanın güneyine geçtiği yönündeki bilgilerle yeniden gündeme gelen iki toplum arasındaki adli iş birliğidir.

Çocukların korunması ve suç işlediği tespit edilen kişilerin hesap verebilmesi, siyasi tartışmaların ötesinde ortak bir insan hakları sorumluluğudur.

Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı Müsteşarlığı’nın ve İki Toplumlu Suç ve Suçlara İlişkin Teknik Komite’nin devreye girmesi önemlidir. Adanın hiçbir tarafı, suç işledikten sonra adaletten kaçılabilecek güvenli bir alan haline gelmemelidir.

Çocuklara karşı işlenen suçlarda etkin iş birliği ve adli süreçlerin kesintisiz işlemesi, hem mağdurların adalete erişimi hem de toplumun adalet duygusu açısından hayati önem taşımaktadır.”

“Çocuk İzleme Merkezleri kurulmalı”

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Bizi Takip Edin