AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu “KKTC’yi başta Türk dünyası olmak üzere bütün dünyaya yeniden anlatalım, yeniden bu konuda seferber olalım” çağrısı yaptı
Bahçeşehir Kıbrıs Üniversitesi’nde düzenlenen “Akdeniz Barış ve Diplomasi Forumu”nda konuşma yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu, “Hep birlikte bütün kurumlarımızı, bütün avantajlı alanlarımızı bir araya getirelim ve KKTC’yi başta Türk dünyası olmak üzere bütün dünyaya yeniden anlatalım, yeniden bu konuda seferber olalım.” dedi.
Zorlu, “Kıbrıs Türklüğü’nün son çeyrek asırda tüm baskılara rağmen üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirdiğini, barış ve diplomasi adına belki de pek çok ülkenin tahmin edemeyeceği kadar net, kararlı ve cesur bir duruş ortaya koyduğunu” söyledi.
Zorlu, KKTC’nin, 2022’de yaklaşık 60 yıl süren izolasyonu delerek Türk Devletleri Teşkilatı’na kendi adıyla gözlemci statüsüyle üye olmasını küçük göremeyeceklerini ve bunun Türk dünyasının başarısı olduğunu kaydetti.
“Kıbrıs Türklüğünün önünde uzun ve çetin bir yol olduğunu ve bu engellerin birlikte aşılacağına inandığını” beliriten Zorlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu üyelikten sonra Rum kesimi pek çok platformda rahatsızlığını ifade etti. Buna yönelik girişimlerde bulundu ve devam ediyor. Bunu sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğüne yönelik bir çekince olarak görmeyin. Dünyada bugün yeniden önemli bir ulaştırma, lojistik ve enerji hattı çiziliyor. Doğu-Batı eksenli, Hazar merkezli bir koridor inşa ediliyor. Bunun hemen altında Kafkasya’da ve Güney Kafkasya özelinde Zengezur Koridoru, Azerbaycan’ın kahramanlık zaferinin ardından yeniden orada bir inşa süreci, yeni bir hat kuruluyor. Hemen Türkiye’nin güneyinde bir kalkınma yolu projesi ete kemiğe bürünüyor. Suriye’deki devrimin ardından orada oluşturduğumuz yeni iklimle tarihi Hicaz Demir Yolu’nun gündeme geldiği bir dönemi hep birlikte yaşıyoruz. Şimdi bir şeyi biliyorlar, fark ediyorlar. Bu uzak coğrafyalardan sayılan koridorun, Akdeniz’e bağlanması durumunda nasıl bir potansiyelini harekete geçireceğini çok iyi biliyorlar.”
“KAPI ARALANMIŞ, IŞIK GÖRÜNMÜŞTÜR”
KKTC’nin yıllardır ambargolarla yüzleşip mücadele ettiğini dile getiren Zorlu, “Ama kapı aralanmıştır, ışık da görünmüştür. Biz davamızın ardında durdukça, bu tarihi mücadelenin yanında saf tuttukça, şehitlerimizi unutmadıkça ve buna uygun davrandıkça emin olun zaman, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de merkezinde olduğu büyük Türk dünyasını ve onun coğrafyasını çağırıyor.” dedi.
Bu gibi toplantılarda bir araya gelerek nasıl somut projeler oluşturulabileceğini konuşacaklarını kaydeden Zorlu, şu görüşleri paylaştı:
“Bahsettiğim bu lojistik ağda ve sistemde, 600 milyar dolardan daha fazla olan bir ticaret kapasitesinden bahsediyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti turizmde, eğitimde ve bu tür başlıklarda edindiği önemli tecrübelerle ve bu zor koşullara rağmen yazdığı başarı öyküsüyle büyük bir potansiyeldir. Şimdi bize düşen kendimizi çok daha fazla anlatmaktır. Buradan bir çağrıda bulunuyorum. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı’yla da görüşmemiz olacak. Gelin, hep birlikte bütün kurumlarımızı, bütün avantajlı alanlarımızı bir araya getirelim ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni başta Türk dünyası olmak üzere bütün dünyaya yeniden anlatalım, yeniden bu konuda seferber olalım.”
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in “Atatürk Uluslararası Barış Ödülü”nü aldığını hatırlatan Zorlu, şunları dile getirdi:
“Sayın Cumhurbaşkanımız kendilerine takdim etti. Dolayısıyla Birleşmiş Milletler’in bu yöndeki sorumluluğu daha da artmıştır. Çünkü Atatürk demek, ilke demektir, vicdan demektir, hakkaniyet demektir, uluslararası hukuka saygı demektir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya beşten büyüktür’ ifadesi tarihin akışını değiştirebilecek çok önemli bir yol haritasıdır. Bu yolda ilerlemek gerekmektedir. Ben buradan, Lefkoşa’dan çağrı yapıyorum. Şu gerçeğin de altını çizmek istiyorum. Kuzey Kıbrıs Türk halkının varlığını ve haklarını hiçe sayarak Akdeniz’de istikrar ve enerji güvenliği sağlamaya çalışmak beyhude bir çabadır. Türkiye ve Kıbrıs Türklüğü olmaksızın bu coğrafyada yazılan hiçbir senaryonun uygulamaya geçme şansı yoktur. Bu bakımdan bizim daha fazla birlik beraberlik içerisinde olmayı başarmamız gerekmektedir. Bu milli bir meseledir. Öyle bakıyoruz. Siyaset üstüdür ve hiçbir görüş ayrımı yapmaksızın elbette tüm Kıbrıs Türklüğünün ve 86 milyon yurttaşımızın sorunu, hedefi ve vicdanının bir eseridir. Dolayısıyla herkes şunu çok iyi bilmelidir ki Kuzey Kıbrıs Türklüğü sadece 86 milyonda değildir, 300 milyondur. Hepimiz biriz, beraberiz ve geleceği inşallah bu hedeflerle başaracağımıza yürekten inanıyorum.”





